Şuan Burdasınız: Hastalıklar Hastalıklar, Tanı ve Tedavi Yöntemleri Primer Biliyer Siroz (PBS)

Primer Biliyer Siroz (PBS)

E-posta Yazdır PDF

Primer biliyer siroz karaciğerin safra kanallarında yavaş hasarlanma ile giden bir hastalığıdır. Safra; karaciğerde yapılan bir sıvıdır, özellikle yağların sindirimi için zorunludur. PBS’de, safra kanallarındaki hasarlanma karaciğerde zararlı maddelerin yapımında artışa neden olabilir ve bazen karaciğer dokusunda geri dönüşsüz skarlaşmaya yol açabilir.
PBS’nin sebebi açık değildir. Her ne kadar genetik ve çevresel faktörlerle olası ilişkisi bulunsa da birçok araştırmacı PBS’nin insanın kendi hücrelerine karşı gelişen otoimmün bir hastalık olduğunu düşünmektedir. PBS yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Özellikle de tedavi erken başlanırsa ilaç tedavisi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.
 

Semptomlar
Erken Evre
Her ne kadar PBS’li hastalar tanı konulduktan sonra uzun süre semptomsuz kalsalar da, erken evrede de olsa bir takım şikâyetler görülebilir;
Halsizlik: PBS’nin sık bir semptomudur, ancak hastalığın ciddiyeti ve halsizlik derecesi arasında korelâsyon yoktur. Hafif ve orta derecede hastalığı olan bireylerde halsizlik yakınması eşit derecede olabilir.
Kaşıntı: Diğer sık bir semptom kaşıntıdır, çok rahatsız edici ve sıklıkla da bacak, kol ve sırtın üst kısımlarında görülür. Kaşıntının ciddiyeti değişebilir, gün içerisinde iyileşebilirken geceleri şiddetlenebilir. Gece kaşıntısı nedeniyle rahat uyuyamazlar, halsizliği şiddetlendirebilir ve depresyona yol açabilir. Bu ağır kaşıntının sebebi açık değildir.
Göz ve ağız kuruluğu (Sikka Sendromu): Sika sendromu diğer otoimmün hastalıklarla sıklıkla birlikte görülür. Göz ve ağızdaki bezlerin inflamasyonuna bağlı olarak meydana gelir, gözyaşı ve tüktük salgısının azalmasına neden olur.
Geç Evre
Safra kanalları ve karaciğer hücrelerinin ilerleyici hasarı diğer semptomlar ve bulguların da gelişmesine neden olur;
Sarılık: İlerlemiş karaciğer hastalığının sık bir bulgusudur, gözün beyaz kısmı ve deride görülür. Kırmızı kan hücrelerinde yıkım, hemoglobin yapımındaki bozulma ve artmış bilirubin düzeyleri nedeniyle renk değişikliği görülür. Normalde safra vücutta yapılan bilirubini karaciğer dışına taşır. Fakat çok sayıda safra kanalı hasarlandığında ve safra akış hızının yavaşlaması durumunda bilirubin kanda birikmeye başlar ve sonuç olarak sarılık gözde ve deride belirginleşmeye başlar.
Hiperpigmentasyon: Yetersiz safra akımı ciltte melanin pigmenti yapımını artırır. Güneş görmeyen kısımlarda dahi, bu daha koyu renkte bir cilde sebep olur. Bazen her bölgede aynı düzeyde olmaz, bu nedenle deri lekeli gibi görülür.
Ayaklarda ve karında şişlik (asit): Karaciğer hasarı ilerlediğinde, vücutta su ve tuz tutulumunda artış görülür. Öncelikle, tuz tutulumu ve su birikmesi temelde ayak ve ayak bileğinde görülür, ilerleyen günlerde şişlikte daha da fazla artış izlenir. Zamanla sıvı karında da birikir ki bu asit olarak adlandırılır.
Kolesterol depozitleri (ksantomlar): Vücut fazla kolesterolün uzaklaştırılması için safrayı kullanır. Bu hastalıkta kanda kolesterol düzeylerinde artış gözlenir. Bu özellikle göz çevresi, göz kapakları, avuç içi, ayak tabanı, diz ve dirseğin kıvrım yerlerinde yağ depozitlerinin oluşmasına yol açabilir.
Sindirim problemleri: Safra, yağların sindirimi ve emilimi için temeldir, bundan dolayı PBS’de sindirim sorunlarına neden olabilir. Bunlar; ishal, yağlı dışkılama, kötü kokulu dışkılama gibi şikâyetlerdir.



Sebepleri
PBS’nin sebepleri tam olarak bilinmemektedir, fakat karaciğerde safra kanallarında yavaş olarak hasara neden olan immün sistem bozukluğu olarak görülmektedir. Genetik ve çevresel faktörler de hastalıkta rol oynamaktadır.
Normalde safra karaciğer hücreleri arasındaki kanal benzeri boşluklara salgılanır. Bu başlangıç kanalları küçük, fakat karaciğere yayılma sırasında zamanla daha da büyüyerek, bir ağacın dallarına benzer bir görüntü oluşur.
PBS’deki problemler karaciğerdeki en küçük safra kanallarındaki inflamasyon ile başlar. Zamanla, inflamasyon yayılır ve yakın karaciğer hücrelerini harap eder. Hasarlanma meydana gelirken skar dokusu oluştururlar (fibrozis). Devam eden inflamasyon, skarlaşma ve safranın oluşturduğu toksisite siroza yol açabilir. Siroz karaciğer dokusunda geri dönüşsüz skarlaşmaya yol açar ve karaciğer temel fonksiyonlarını olanaksız hale getirir.
Karaciğerde T lenfositlerin birikmeye başlaması ile inflamasyon başlar. T hücreleri beyaz kan hücreleridir ve immün sistem cevabının bir parçasıdır. Normalde, T hücreleri bakteri ve mantarları tanır ve bunlara karşı vücutta savunma etkisi oluşturur. Fakat PBS’de, T hücreleri küçük safra kanallarını invaze eder ve hücre yüzeylerinde hasarlanmaya yol açar.
Araştırmalar genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde çevresel faktörlerin özellikle de enfeksiyonların etkisi ile anormal immün yanıt sonucu ortaya çıktığını desteklemektedir.
Genetik
PBS ile ilişkili 3 genetik anormallik tespit edilmiştir.
Enfeksiyon
On yıldır, araştırmacılar PBS’nin bakteriyel, mantar veya parazitik enfeksiyonların sonucu olarak geliştiğini düşünmektedirler. Küçük safra kanallarındaki T hücre birikimi de bunu açıklamaktadır. Bazı kadınlar PBS gelişmeden önce E.coli olarak isimlendirilen bir bakteri ile üriner sistem enfeksiyonu geçirdiği gösterilmiştir. Ancak bunun PBS ile ilişkisi tam olarak gösterilememiştir.
 

Risk Faktörleri
Bazı faktörler PBS riskini artırabilir:
Cinsiyet: PBS’lilerin %90’dan fazlası kadındır.
Yaş: PBS’li çoğu hasta 35–60 yaşları arasındadır. Her ne kadar yaşlı erişkinlerde ortaya çıksa da, çocuklarda da nadiren görülür.
Aile hikâyesi: PBS için aile öyküsü olan bireylerde PBS gelişme riski artmaktadır.
 

Komplikasyonlar
PBS’li hastalarda karaciğer hasarının ilerlemesine bağlı olarak bir takım sorunlar gözlenir:
Siroz: PBS ismi tam olarak doğru bir tanımlama değildir. Çünkü siroz hastalığın geç evrelerinde meydana gelir. Siroz, tanı konduktan yıllar sonra ortaya çıkar. PBS patolojik olarak 4 evreye ayrılır. En hafif form olan safra kanallarının inflamasyonu birinci evreyi oluştururken, en ciddi form olan siroz dördüncü evreyi oluşturur. Siroz netice itibarıyla karaciğer yetmezliğine yol açabilir.
Portal vende basınç artışı (Portal Hipertansiyon): Pankreas, dalak ve barsaktan kan portal ven adı verilen bir damarla karaciğere taşınır. Karaciğerde kan dolaşımını engelleyen herhangi bir skarlaşma olduğunda kan akımında geriye doğru bir yansıma söz konusu olur ve ven içerisindeki basıncın arttığı görülür. Kan karaciğere akamaz ve bunun sonucu olarak da hormonlar, ilaçlar ve diğer toksinler kan dolaşımına girmeden önce filtre edilemez.
Büyümüş venler (Varisler): Portal vende dolaşım yavaşladığında veya engellendiğinde kan diğer venlere doğru yansır. Bu venler arasında mide ve özefagustaki venler önem taşımaktadır. Bu kan damarlarının duvarları incedir ve venlerde basınç artışı söz konusu olduğunda özofagus veya mide üst kısmından kanamaya yol açabilir. Bu kanama yaşamı tehdit eden ve acil tıbbi müdahale gerektiren kanamalardır.
Karaciğer kanseri: Karaciğerde meydana gelen hasarlanma ve sonrasında gelişen siroz karaciğer kanseri riskini artırmaktadır.
Zayıf kemikler (Osteoporoz): Karaciğerde skarlaşma görüldüğünde kemiğin büyümesi ve sağlıklı olması için temel maddelerden olan vitamin D ve kalsiyum dengesinde bozulmalar görülür. Sonuç olarak, zayıf, kırılgan kemikler ve kemik kaybı PBS’nin geç dönem komplikasyonlarıdır ve PBS’li hastalarda kemik mineral ölçümleri yapılmalıdır.
Vitamin eksiklikleri: Safranın yokluğunda yağların ve yağda eriyen vitaminler olan A, D, E ve K vitaminlerinin emilimi etkilenir. Özellikle ilerlemiş PBS vakalarında vitamin eksikliklerine yol açar.
Bilişsel bozukluklar: PBS’li hastaların bazılarında unutkanlık ve konsantrasyon eksiklikleri görülebilir.
Diğer Komplikasyonlar
Safra kanalları ve karaciğer hasarına ek olarak, PBS’li hastalarda metabolik ve immün sistem (bağışıklık sistemi ile ilgili) bozuklukları da görülebilir. Bunlar:
o Tiroid Hastalıkları: PBS’li hastalarda sıktır. PBS tanısı konmadan önce de tespit edilebilir.
o Sınırlı skleroderma (CREST Sendromu): Bu immün sistem bozukluğu sklerodermanın bir alt kümesidir ve bağ dokusunda sertleşme, kalınlaşmaya yol açar. CREST sendromu birçok vücut sistemini etkiler. Bunlar; kan damarları, özofagus ve bazı sindirim sistemi organları ile akciğer ve kalptir.
o Raynaud Fenomeni: CREST sendromunun bir komponenti olan Raynaud fenomeni PBS’li hastalarda yine daha sık olarak ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, kan akımını bloke eden soğuk veya emosyonel stres gibi küçük kan damarlarındaki spazma bağlı olarak ortaya çıkar. Etkilenen deri bölgelerinde mavi, soğukluk ve uyuşukluk gelişmeden önce beyaz renk değişikliği görülür. Dolaşım normale döndüğünde kızarıklık, zonklayıcı tarzda ağrı ve sızlama şikâyetleri meydana gelir.
o Romatoid Artrit: PBS’li bazı hastalarda eklemlerde romatoid artrite benzer etkilenmeler söz konusudur.
 

Tanı
PBS’li hastaların birçoğunda başlangıçta şikâyet yoktur. Rutin kan testlerindeki anormalliklerin araştırılması sırasında tespit edilir.
PBS’den şüphelenildiğinde yapılması gereken testler;
Karaciğer Fonksiyon Testleri: Bu kan testleri karaciğer hasarı ve safra kanalı hasarını gösteren testlerdir. PBS’li hastalarda safra kanallarında üretilmekte olan bazı karaciğer enzimleri özellikle de alkalen fosfatazda artış görülür.
Ultrasonografik İncelemeler: Safra kanalındaki darlıkların tespiti için kullanılabilir. Safra yollarında taş veya tümör nedeniyle oluşan darlıkların tespitinde faydalıdır.
Antimitokondriyal Antikor (AMA): Tüm hücrelerde bulunan mitokondri, vücudun enerji üreten öncelikli organelidir. Antikorlar kandaki proteinlerdir ve patojenlerin zararlı etkilerini azaltır ve bakterileri yok eder. PBS’li çoğu hasta mitokondriye karşı gelen antimitokondriyal antikora sahiptir. Bu antikor PBS olmayan bireylerde neredeyse bulunmaz. Sonuç olarak AMA pozitifliği yüksek doğruluk oranı ile hastalığın göstergesidir. Ancak PBS’li hastaların küçük bir kısmında AMA negatif olabilir. AMA testi tam olarak güvenilir bir test değildir, bu nedenle hastalığın varlığı veya yokluğunun ortaya konması için biyopsi yapılması ve tanının doğrulanması gereklidir.
Karaciğer Biyopsisi: Karaciğerden alınan küçük bir parça ile hem hastalığın tanısının doğrulanması, hem de hastalığın yaygınlığının tespiti mümkündür.
Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Magnetik Rezonans Elastografi (MRE): PBS tanısı konduğunda karaciğere ait anormalliklerin tespitinde MRG kullanılabilir. MRE ise yeni kullanılmaya başlayan bir test olup, PBS tanısında yardımcı olup, invazif bir test olan karaciğer biyopsisi gereksinimini azaltabilmektedir. MRG organ ve dokulardaki tıkanıklık ve bunların alanlarını gösterirken, MRE teknolojisi ise doku ve organlardaki rijidite (sertlik) konusunda fikir verir. Karaciğerdeki rijidite sirozu gösterebilir.
Erken Tarama
PBS açısından risk altındaki bireylerde erken tarama yapılabilmektedir. Bazı araştırmacılar ailesinde PBS olan bireylerin birçoğunda kanda antikor testinin pozitif olduğunu ileri sürmektedir. Bu nedenle PBS’li hastaların birinci derece akrabalarında (anne, baba, kardeş ve çocuklarının) antikor açısından taranmasını önermektedir. Hastalığın tanısı konduktan sonra erken tedavi önemlidir ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlamasına yardımcı olabilir.
 

Tedavi
Bilinmesi gereken önemli husus PBS’de hastalığın tamamen ortadan kaldırılmayacağı gerçeğidir. Tedavi hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması, semptomların iyileştirilmesi ve komplikasyonlardan korunmaya yönelik olmalıdır.
Ursodeoksikolik Asit (UDKA): Ursodiol olarak da bilinen UDKA bir safra asitidir, karaciğer yoluyla safranın atılımını kolaylaştırır. Her ne kadar UDKA PBS’de tam iyileşmeyi sağlayamasa da erken dönemde başlanması durumunda yaşam süresini uzatan öncelikli düşünülmesi gereken ilaçtır. İlerlemiş hastalıkta ise faydası daha azdır. UDKA’ya bağlı yan etkiler kilo alma, saç dökülmesi ve ishaldir.
Diğer İlaçlar: PBS’de bazen diğer ilaçlar da kullanılabilir, fakat bunların birçoğunun ciddi yan etkileri vardır veya etkileri tartışmalıdır. Örneğin, bazı çalışmalar özellikle artrit ve bazı kanser tiplerinde kullanılan metotreksatın PBS’de faydalı olmadığını bulmuştur.
Karaciğer Nakli: Uzun dönemde kontrol altına alınamayan PBS’li hastalarda ve karaciğer yetmezliği gelişen hastalarda karaciğer nakli yaşam süresini uzatır. PBS’li hastalarda her ne kadar hastalık yeni karaciğerde nüksetse de sonuçlar çok iyidir.
Semptomların Tedavisi
PBS ile ilişkili halsizlik yakınması olan hastalarda modafinil yardımcı olabilir. Erken çalışmalar halsizliğin tedavisinde umut verici sonuçlar gösterse de PBS’li hastalardaki rolünün daha fazla çalışma ile tanımlanması gereklidir.
PBS’deki yoğun kaşıntı için kullanılabilen ajanlar:
Kolestiramin ve Kolestipol: Bu kolesterol düşürücü ilaçlar bazı bireylerde kaşıntının belirgin rahatlamasını sağlayabilir, fakat bunların çeşitli sakıncaları vardır. Kolestiraminin hoş olmayan bir tadı vardır, yiyecek ve içeceklerle karıştırılabilir. Her iki ilaç da UDKA ve diğer ilaçlar, hormon ve vitaminler gibi vücutta metabolize olur, diğer ilaçlarla etkileşebilir.
Rifampin: Bu ilaç kolestiraminin yan etkiler nedeniyle tolere edilemediği bireylerde kullanılabilir.
Opioid Antagonistleri: PBS’li hastalarda görülen ciddi kaşıntı yakınmasında kullanılabilir. Her ne kadar çok etkili görünse de damar yoluyla uygulanmalı ve semptomların tekrarlaması söz konusu olabilmektedir.
Karaciğer Nakli: Kaşıntıya dayanamayan ve kaşıntısı rahatlatılamayan hastalarda tek tedavi seçeneği nakildir.
Komplikasyonlardan Korunma
Portal vende basınç artışı (Portal Hipertansiyon): Hastaların bir kısmında tanı anında bir kısmında ise daha sonraki takiplerde portal hipertansiyon ve büyümüş venler görülür. Büyümüş venler gözlendiğinde, siroz varlığında veya gastrointestinal kanama gözlendiğinde takip sıklığı artırılmalıdır.
Zayıf Kemik (Osteoporoz): Her ne kadar PBS’li hastalarda daima koruyucu olup olmadığına dair bir netlik olmasa da, bifosfonatlarla tedavi kemik mineral yoğunluğunda artışa yardımcı olabilir. Bifosfonatlar kemikteki bozulmayı ve kemik kaybındaki artışı baskılayabilen bir grup ilaçtır. Günlük 1500 mg kalsiyum ve vitamin D desteği de faydalıdır. Ayrıca sigaranın bırakılması ve düzenli egzersiz yapılması kemik kaybının azalmasını sağlar.
Vitamin Eksiklikleri: Vitamin A, D, E ve K eksiklikleri görülebilir. Vitamin K eksikliği enjeksiyon yoluyla, A, D ve E vitaminleri ise suda eriyen formlar şeklinde oral yolla alınabilir.
Raynaud Fenomeni: Her ne kadar ilaç ve cerrahi tedavisi söz konusu olsa da basit bir takım önlemler belirgin etkili olmaktadır ve sıklıkla öncelikli olarak yapılmalıdır. Bunlar arasında vücut ısısının yükseltilmesi, ev içi ve dışında eller ve ayakların soğuktan korunması vardır. Kas gevşetilmesi ve hipnoz ekstremitelere giden kan akımında iyileşmeye yardımcı olabilir. Bu metotlar yetersiz olursa, vazodilatatör etkili olup, küçük damarlarda açılma ve dolaşımda artışa yardımcı olan uzun etkili kalsiyum kanal blokerleri kullanılabilir.
 

Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Bazı konulara dikkat edilmesi ile hastaların kendilerini daha iyi hissetmeleri ve semptomların bazılarında iyileşme sağlanabilir.

  • Diyette sodyumun azaltılması: Bu şekilde vücutta fazla miktarda su ve tuz tutulumu ve dolayısıyla dokularda şişmenin ve karında sıvı birikmesinin önüne geçilmiş olur.
  • Egzersiz, Kalsiyum ve D Vitamini Desteği: Osteoporoz riskini azaltır.
  • Alkol Kullanımından Kaçınma: Karaciğer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.
  • Cilt Bakımı: Kaşıntı şikâyetini azaltır. Kaşımaktan kaçınılmalıdır. Soğuk ve ıslak kompres uygulanabilir. Soğuk karbonat veya soya ezmesi ile yıkama yapılabilir. Tahriş edici giysiler, sabun ve deterjandan kaçınılmalıdır.
  • Suni gözyaşları: Göz kuruluğunu azaltır.
  • Sigaranın bırakılması: Sigara içme karaciğerdeki skarlaşmayı hızlandırır.
Joomlart
lazerepilastr.com satisegitmeni.com steeldoortr.com ucakbiletleri.asia kiralikjeneratorler.net kiralikminibustr.com drestetik.net estetikburun.asia implantdistr.com jeneratortr.com dilkurslari.asia> medyumlari.com>