Şuan Burdasınız: Hastalıklar Hastalıklar, Tanı ve Tedavi Yöntemleri Ülseratif Kolit

Ülseratif Kolit

E-posta Yazdır PDF

Crohn hastalığına bazı yönleriyle benzemekle beraber bu hastalığın kendine has birçok yönü bulunmaktadır. Crohn hastalığının aksine sindirim sisteminde sadece kalın barsağı tutar. Crohn hastalığında yama tarzında bir tutulum olmasına rağmen bu hastalıkta tutulum devamlıdır. Ayrıca Crohn hastalığında derin bir tutulum olmasına rağmen ülseratif kolitte sadece yüzeyel tutulum söz konusudur.
Ülseratif kolitin seyri değişmektedir; bazen hastalıkta alevlenme olabileceği gibi hastalığın yatıştığı dönemler de olabilir. Kalın barsağın tümünü tutmuş olan hastalık tedavi ile gerileyebilirken, başlangıçta sınırlı olan hastalık zamanla yayılabilir veya aynı da kalabilir.

JavaScript is disabled!
To display this content, you need a JavaScript capable browser.

Belirti ve bulgular
•    Karın ağrısı
•    Kanlı dışkılama
•    İshal
•    Ateş
Ülseratif koliti neyin tetiklediği bilinmemektedir. Stres hastalığın bulgularını şiddetlendirebilir, ancak tek başına hastalığı başlatan bir etken olarak düşünülmemelidir. Ülseratif kolitin gelişiminde bağışıklık sistemi ve kalıtımın rol oynadığı düşünülmektedir.
•    Bağışıklık sistemi: Bir bakteri ya da virüsün Crohn hastalığına yol açması muhtemeldir. İmmün sistem mikroorganizmaya karşı savaşırken sindirim sistemi de zarar görebilir.  Bazı araştırmacılar ise normalde barsak florasında bulunan bir bakteriye karşı bazı insanlarda anormal bir yanıtın olması nedeniyle hastalığın geliştiğini düşünmektedirler
•    Kalıtım: Eğer kişinin yakınlarından birinde ülseratif kolit varsa bu hastalığa yakalanma ihtimali daha fazladır. Bu nedenle kalıtımın hastalık gelişiminde rol oynadığı düşünülmektedir.
Risk faktörleri
•    Cinsiyet: Kadın ve erkekleri eşit oranda etkilenmektedir.
•    Yaş: Her yaşta görülebilmekle birlikte genellikle 30’lu yaşlarda daha sık görülür. Bazı kişilerde ise hastalık 50–60 yaşına kadar görülmeyebilir.  
•    Aile öyküsü: Eğer kişinin yakınlarından birinde ülseratif kolit varsa bu hastalığa yakalanma ihtimali daha fazladır.
•    Isotretinoin (accutane) kullanımı: Isotretinoin diğer tedavilere yanıt vermeyen sivilce tedavisinde kullanılan güçlü bir ilaçtır. Tam kanıtlanmamakla birlikte bu ilacın hastalığa neden olabileceği bildirilmiştir.
•    Antiromatizmal ilaçlar: İbuprofen, naproxen diclofenac, piroxicam ve benzeri ilaçlar (romatizmal ağrılarda ve spor yaralanmalarında kullanılır) ülseratif kolite yol açmasalar da benzeri belirti ve bulgulara yol açabilirler. Ek olarak mevcut ülseratif kolitin kötüleşmesine de yol açabilir.
•    Ülseratif kolitin neden olabileceği bazı durumlar şunlardır: Ciddi kanama, barsak delinmesi, su kaybı, karaciğer hastalığı, kemik erimesi, ciltte, eklemlerde, gözlerde iltihaplanma, barsak kanseri riskinde artış.

Tanı
Tanı esas olarak ilgili belirti ve bulguların varlığında neden olabilecek diğer nedenlerin (mikrobik ishal, divertikülit, kolon kanseri, irritable barsak sendromu) gibi durumların ekarte edilmesiyle konulur. Tanı konulmasında kolonoskopi başrolü oynar.
•    Kolonoskopi: Sert olmayıp da ucunda ışıklı bir kamerası olan plastik bir tüp yardımıyla barsakların incelenmesi işlemidir. Bu işlem sırasında hastalığı doğrulamak için barsaktan biyopsi alınabilir. İşlemin riskleri; barsak duvarında yırtılma ve kanamadır.
•    Sigmoidoskopi: Kolonoskopiye benzer bir işlemdir, ancak sadece kalın barsağın son kısımları incelenir.
•    Bu işlemler dışında ince ve kalın barsağın ilaçlı filmlerle incelenmesi söz konusu olabilir. Tomografi de bu amaçla kullanılabilir.
•    Kapsül endoskopi:  Bu işlem için, içinde kamera olan bir kapsül yutulur. Bu kamera mide barsak sisteminin belirli aralıklarla resmini çeker ve hastanın üzerine takılan bir cihaza bu resimleri yollar. İnceleme tamamlandığında cihazdaki görüntüler bilgisayara aktarılır ve hastalık bulguları açısından incelenir. Kullanılan kapsül tek kullanımlıktır ve dışkılama yoluyla kolayca atılır. Yöntemin dezavantajı pahalı olması, biyopsi alınmasına ve tedavi girişimine imkân tanımamasıdır.  

Şekil: Hafiften şiddetliye doğru endoskopik görünüm

•    Kan testleri: Kansızlık ya da enfeksiyon olup olmadığını, hastalığın aktivite düzeyini anlamak için istenebilir. Bazı hastalarda hastalığa işaret eden, iltihabi barsak hastalıklarını birbirinden ayırt etmeye yarayan antikorlar mevcut olabilir, ama antikorların bulunmaması hastalığın olmadığı anlamına gelmez.
•    Gaita incelemesi: Gaita incelemesinde beyaz kürelerin görülmesi iltihabi bir barsak hastalığı olduğunu düşündürür. Gaita incelemesi ile ishale neden olabilecek bakteri, virüs, parazit gibi mikroorganizmaların var olup olmadığı da anlaşılabilir.

Tedavi
Tedavinin amacı şikâyetlere neden olan iltihaplanmayı azaltmaktır. Çoğu vakada bu sayede şikâyetler düzeldiği gibi uzun süreli remisyon mümkün olabilmektedir. Crohn hastalığının tedavisi çoğunlukla ilaçlarla yapılır, ancak bazen tıkanıklık, kanama, fistül gibi durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
•    Sulfasalazine (ticari isimler salofalk, pentasa): Hastalığı tedavi etmek için her zaman etkili değildir, ancak kalın barsağın tutulduğu durumlarda faydalı olabilir.  Bulantı, kusma, midede yanma hissi ve baş ağrısı gibi yan etkiler olabilir.
•    Mesalamine (asacol): Sülfasalazine göre daha az yan etkiler görülür. Barsağın hangi kısmının tutulduğu göz önüne alınarak tablet olarak alınabileceği gibi fitil ya da köpük formlarında da alınabilir. İnce barsağın tutulduğu durumlarda etkisizdir.
•    Kortizonlu ilaçlar: Bu ilaçlar sadece barsaklardaki değil, tüm vücuttaki iltihabı gideren güçlü ilaçlardır. Ancak yüzde şişme, kıllanma artışı, gece terlemeleri, uykusuzluk, hiperaktivite, kan basıncı yüksekliği, şeker hastalığı gelişimi, kemik erimesi, kırık, katarakt, enfeksiyonlara yatkınlık gibi yan etkiler oluşturabilir. Bu ilaçlar ciddi hastalık bulguları varlığında, diğer tedavilere cevap vermeyen vakalarda ve hızlı etkinin istendiği durumlarda tercih edilir. Budenoside (entecort lavman, budenofalk tablet isimli ilaçlar) klasik kortizonlara göre daha az yan etki gösterir.
Kortizonlu ilaçlar uzun süreli kullanılmaz. Kısa sürede (3–4 ay) hastalığı düzeltmek için kullanılır. Genelde yüksek doz ile başlanır daha sonra doz azaltılarak etkinin görüldüğü minimal doza inilir ve her zaman için amaç ilacı kesmektir. Bu amaçla kortizonlu ilaçlarla bağışıklık sitemini baskılayıcı ilaçlar başlanır ve kortizon kesildikten sonra tedaviye bu ilaçlarla devam edilir. Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar:
•    Azathiopirin (imuran) ve 6-mercaptopürin (purinethol):  Bu grupta en sık kullanılan ilaçlar bu iki ilaçtır. Bunların etkisinin başlaması için iki ile dört ay arasında değişen süreler gerekebilir. Bu nedenle bu ilaçlara hızlı etki gösteren kortizonlarla birlikte başlanır. Kan tablosu ile ilgili yan etkileri olabildiği için bu ilaçları alırken uygun aralarla kan testleri yapılmalıdır.
•    İnfliximab (remicade): Bu ilaç diğer tedavileri tolere edemeyen ya da diğer tedavilere yanıtsız olan hastalarda kullanılır. Serum yoluyla verilir. Bağışıklık sistemi tarafından üretilen TNF adı verilen ve iltihaplanmada rol oynayan bir proteini nötralize ederek etki gösterir. Kalp yetmezliği, multipl skleroz, kanser hikâyesi olan hastaların bu ilacı alması sakıncalıdır. Bu ilacın kullanımı ile tüberküloz ilişkisi gösterilmiş olduğundan ilacı kullanmaya başlamadan önce hastalar tüberküloz varlığı açısından tetkik edilmeli ve ilaç kullanıldığı sürece de bu açıdan takip edilmelidirler. Ayrıca infliximabın kanser gelişimi ile ilişkili olduğu konusunda da bilgiler bulunmaktadır.
•    Adalimumab (humira): Infliximaba benzer. Cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulanır. İnfliximaba benzer yan etkiler görülebilir ve yukarıda bahsedilen noktalara dikkat etmek gerekir. Ayrıca ciltte irritasyon, ağrı, burun akıntısı, üt solunum yolu enfeksiyonu benzeri durumlar görülebilir.
•    Methotrexate (emthexate): Bu ilaç halk arasında genellikle kanser ilacı olarak bilinmesine rağmen sedef hastalığı, bazı romatizmal hastalıklarla birlikte diğer tedavilere yanıtsız Crohn vakalarında da kullanılabilir. Tam etkisinin görülmeye başlaması sekiz haftayı bulabilir. Kısa dönemde görülebilecek yan etkileri bulantı, kusma, ishal ve nadiren de hayatı tehdit eden zatürre benzeri bir durumdur. Uzun dönemde karaciğerin kalıcı hasarına ve bazen de kansere yol açabilir. Kan hücrelerinde de düşme yapabileceğinden bu ilaç kullanılırken düzenli olarak kan sayımı yapılmalıdır.
•    Siklosporin (neoral, sandimmune):  Bu ilaç genelde diğer tedavilere yanıtsız olan fistüllü Crohn vakarlında kullanılır. Son derece etkili bir ilaç olmakla birlikte ciddi karaciğer ve böbrek hasarı yapabilir. Hipertansiyon, ölümcül enfeksiyonlar, nöbet geçirme gibi yan etkiler yol açabilir.
•    Nikotin bantları: Sigara bırakmak için kullanılan bantlara benzer bantlar alevlenmelerde kısa süreli iyileşme sağlayabilirler. Bu bantların nasıl etki gösterdiği bilinmemektedir. Sigarayı bırakmanın hastalığı alevlendirdiği bilinmekle birlikte sigara içmenin vücuda verdiği zararlar düşünüldüğünde ülseratif kolit tedavisi için sigaraya başlamak son derece yanlış bir yaklaşımdır.

Diğer ilaçlar
İltihabı baskılamanın yanı sıra şikâyetleri gidermek için antibiyotikler, ishal kesici ilaçlar ve ağrı kesiciler kullanılır. Ancak ağrı kesici kullanırken doktora mutlaka danışmak gereklidir ve romatizma ilaçları olarak bilinen ilaçların ve özellikle de aspirin kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır. Ayrıca kanamaya bağlı olarak demir eksikliği ve buna bağlı kansızlık gelişebilir. Kansızlık varsa demir ilaçları almak faydalı olabilir.

Beslenme
Belirli bir yiyeceğin hastalığa yol açtığı konusunda kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak bazı meşrubatlar ve yiyecekler özellikle de alevlenme dönemlerinde şikâyetleri arttırabilir. Hastanın hangi yiyeceklerin şikâyetlerini arttırdığına dikkat etmesi ve bu yiyecekleri diyetten çıkarması faydalı olacaktır. Özellikle süt ve süt ürünlerinin kullanılmaması fayda sağlayabilir. Ancak kalsiyum eksikliğini önlemek için kalsiyum takviyesi yapmak gerekebilir.  Ayrıca posalı yiyeceklerin daha çok tüketilmesi önerilmektedir. Lahana, brokoli, bezelye, meyve suları, meyveler, alkol, kafeinli ve gazlı içeceklerin kullanılması önerilmemektedir. Öğünlerde az miktarda ancak sık yemek yenilmesi, bol sıvı tüketilmesi, multivitamin takviyesi yapılması yarar sağlayabilir.

Cerrahi
Eğer diyet, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi işe yaramazsa cerrahi tedavi gerekebilir. Cerrahi tedavi ile Crohn hastalığındakinin aksine tam tedavi sağlanabilir. Fakat cerrahi tedavi tüm kalın barsağın çıkarılması anlamına gelir. Eskiden cerrahi sonrası hastanın barsak torbası ile gezmesi gerekirken, artık ince barsağın makata bağlanması ile bu dertten kurtulmak mümkün olmuştur. Fakat bu ameliyattan sonra daha sık ve sulu dışkılama olabilir, çünkü suyun emiliminden sorumlu olan kalın barsak ameliyatta çıkarılır.

Ülseratif kolit ve Gebelik
Ülseratif kolitli bayan hastalar eğer hastalık yatışma döneminde ise başarılı gebelik sağlanabilir. Ancak az da olsa erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi riskler mevcuttur. İlaç kullanırken hamile kalınması planlanıyorsa hastanın doktoruna danışması gerekmektedir. Çünkü bazı ilaçların özellikle hamileliğin ilk üç ayında kullanılması sakıncalıdır. Eğer babada ülseratif kolit yoksa annenin hastalığı çocuğa geçirme olasılığı %50’den azdır.

Joomlart