Semptomlar
ZES semptom ve bulguları peptik ülserde görülenlere benzer;
• Üst karın bölgesinde yanma, ağrı, kazınma ve rahatsızlık hissi
• İshal
• Göğüste yanma hissi
• Bulantı ve kusma
• Zayıflık
• Sindirim sisteminden kanama
• Kilo kaybı
Özellikle bulantı, kusma ve ishal gibi yakınmaların eşlik ettiği üst karın bölgesindeki ağrı, yanma şikâyeti varsa araştırılmalıdır. Doktorun bilgisi dışında uzun süre asit baskılayıcı ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır. Bu ilaçlar semptomların baskılanmasına ve tanının geç konmasına neden olabilir. ZES’te erken tanı ve tedavi önemlidir.
Sebepleri
ZES’in sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber ZES’in sonuçları bilinmektedir. Sendrom tümörlerin duodenum veya pankreasta olması durumunda ortaya çıkar.
Pankreas midenin aşağı ve arkasında yerleşmiş bir organdır. O yiyecekleri sindirimine yardımcı olan enzimleri üretir. Aynı zamanda kan şekerini düzenleyen insülin ve glukagon gibi hormonları da üretir. Diğer taraftan mide asit yapımını kontrol eden gastrin hormonu da pankreasta salgılanır. Duodenum ise ince barsağın üst kısmıdır ve mideden sonra başlar. Duodenumda pankreas, karaciğer ve safra kesesinden gelen sindirim sıvıları karışır.
ZES’nda ortaya çıkan tümör gastrinin aşırı salgılandığı hücrelerden ortaya çıkar. Bu durum daha fazla asid salgılanmasına neden olur. Aşırı gastrin salgısı peptik ülser ve bazen de ishale neden olur.
Ek olarak asidin aşırı salgılanmasına neden olan tümörler malign olabilir. Tümörler yavaş büyürler, fakat kanser ise başka bölgelere yayılabilir, çok sıklıkla da komşu lenf nodları veya karaciğere yayılım gösterir.
ZES, Multiple Endokrin Neoplazi (MEN) tip 1 olarak adlandırılan diğer hastalıklarla ilişkili olabilir. Bu hastalıkta pankreastaki tümöre ek olarak endokrin sistemde çok sayıda tümör görülür. Onlar paratiroid ve hipofiz bezi tümörleridir. Gastrinomalı hastaların yaklaşık %25’inde MEN tip 1 görülür.
Tanı
Semptom ve bulgular dikkate alınarak ZES düşünülen hastalarda şu testler yapılmalıdır;
Kan Testleri: Kan gastrin düzeylerinin artıp artmadığının testlerle ölçülmesi gerekir. Artmış gastrin düzeyleri mide veya duodenumda tümöre işaret edebilir. Test sırasında midenin boş olması gereklidir. Gastrin düzeylerinin doğru ölçülebilmesi için asit baskılayıcı ilaçların kesilmesi gereklidir. Ayrıca gastrin düzeyleri dalgalanma gösterebilir, bu nedenle test en az 3 kez tekrarlanmalıdır.
Eğer midede kronik inflamasyon veya mide ameliyatları nedeniyle asit üretimi yoksa gastrin düzeylerinde yükselme ortaya çıkabilir. Bu durum gastrin düzeylerinin yüksek beklendiği ZES ile karıştırılmasına neden olabilir. Artmış gastrin düzeyleri söz konusu ise bu durumu açıklamak için mide asiditesi ölçülmelidir. Eğer mide asidik değilse ZES olasılık dışıdır. Eğer mide asidik ise sekretin uyarıcı testi yapılmalıdır. Hormon sekresyonundan sonra gastrin düzeyleri tekrar ölçülür. Eğer ZES varsa, gastrin düzeyleri daha da artacaktır.
Üst Gastrointestinal Endoskopi: Bu test sırasında özellikle duodenumda tümör dokusuna rastlanabilir, ayrıca mide ve ince barsakta çok sayıda ülserle karşılaşılabilir.
Görüntüleme Yöntemleri: Tümörün yerini belirlemek amacıyla radyoaktif maddeler kullanılarak görüntüleme işlemleri yapılabilir. Ayrıca tomografi, ultrason veya magnetik rezonans gibi tetkikler de bu amaçla yapılabilir.
Endoskopik Ultrason: Bu işlemde, prob sindirim kanalında tümör dokusunun lokalizasyonunu kolaylıkla tespit edebilir. İşlem sırasında aynı zamanda biyopsi alınması mümkündür.
Tedavi
ZES’te önce ülserler ve ardından da tümörün tedavisi planlanmalıdır.
Tümörün Tedavisi
ZES’te tümör lokalizasyonu ve tümörün küçük olması nedeniyle cerrahi olarak çıkarılması önemli bir tecrübe gerektirir. Tek bir tümöral odak varsa cerrahi olarak çıkarılabilir, fakat cerrahi karaciğere yayılmış veya multiple sayıda tümörü bulunan bireylerde bir seçenek değildir. Diğer taraftan, tümör multiple sayıda olsa dahi büyük olan tümörün çıkarılması önerilebilir.
Bazı vakalarda tümör büyümesini kontrol altına alabilmek için diğer tedaviler tavsiye edilebilmektedir;
• Karaciğerdeki tümörün çıkarılması
• Karaciğer nakli
• Embolizasyon veya radyofrekans ablasyon ile tümör dokusunun hasarlandırılması
• Kanser semptomlarını iyileştirmek için tümör içine ilaç injeksiyonu
• Yavaş büyüyen tümörler için kemoterapi kullanımı
Daha önceleri sıklıkla başvurulan radikal cerrahi yöntemler (asit sekresyonunu kontrol eden sinirlerin çıkarılması, midenin tamamının çıkarılması gibi) ilaçlarla asit yapımının ve ülser gelişiminin başarılı şekilde kontrol altına alınması nedeniyle bugün genellikle yapılmamaktadır.
Aşırı Asidin Tedavisi
Bugün aşırı asid yapımı hemen daima kontrol altına alınabilir. İlk tercih ilaçlar proton pompa inhibitörleri (PPI)’dir. Bunlar ZES’te asit yapımını azaltmak için kullanılan çok etkili ilaçlardır. PPI’lar asit sekrete eden hücrelerdeki küçük pompaların aktivasyonunu baskılar. Bu ilaçlar arasında lansoprazol, omeprazol, pantoprazol, rabeprazol ve esomeprazol sayılabilir.
Önceden histamin blokerleri olarak isimlendirilen ilaçlar kullanılırdı, fakat bu ilaçlar ZES’teki ülserlerde PPI’lar kadar etkili değildir.
Her ne kadar ilaçlarla kontrol altına alınabilirse de;
• Kanayan ülserler
• Ülsere bağlı sindirim sisteminde bir tıkanıklık olması
• Mide veya duodenum duvarından ülsere bağlı perforasyon (delinme) söz konusu olduğunda yine cerrahi tedavi gereklidir.
| Sonraki > |
|---|


